Türkiye’de Otomotiv Sektörü Sosyal Medyayı Kullanabiliyor Mu? Aslında Cevabı Basit: Hayır

Türkiye’de Otomotiv Sektörü Sosyal Medyayı Kullanabiliyor Mu? Aslında Cevabı Basit- Hayır

Araba seçerken herkes kendi tarzına uygun bir model üzerine yoğunlaşır. Çünkü araba seçimlerimiz, bizim kim olduğumuzu yansıtır. İnsanların arabalarıyla sosyal medyada boy boy fotoğraf paylaşmalarındaki amaçlardan biri de bu aslında.

Bireyler sevdikleri objeleri kendilerini ifade etme biçimi olarak kullanıyor ve bu objeler arasında en önemlilerden bir tanesi de arabalar olduğundan, arabalarımızı sosyal medyada sıkça kullanıyoruz. İşte tam da bu nedenden dolayı sosyal medya ile arabalar arasında doğal bir uyum var.

2014 CMO Council raporunda öne çıkan bazı istatistiklerde bu doğal uyumu destekler nitelikte. Bu istatistiklerden bazıları şu yönde:

1- Sosyal medya kullanıcılarının %23’ü yani yaklaşık 4 kişiden 1’i, satın alma yapmadan önce deneyim paylaşımı için sosyal medya üzerinden diğer insanlarla iletişime geçiyor.

2- Gelecekte araba almayı planlayanların %38’i satın alma yapmadan önce sosyal medyaya göz atıyor.

3- Araba satın almak isteyenlerin %84’ünün Facebook hesabı bulunuyor ve bunların %24’ü, Facebook’u satın alma yapmadan önce kaynak olarak kullanıyor.

4-  Ekim 2012’den Nisan 2013’e kadar Facebook’taki otomobil reklamlarının tıklanma oranı %16’dan %39’a çıkmış.

Türkiye’deki Araba Markaları Sosyal Medyayı İyi Yönetemiyor

Araştırma rakamları ortada…

Peki Türkiye’de durum nasıl?

Gözlemlerime göre Türkiye’de sosyal medyada en çok takipçisi ve etkileşimi olan sektörlerden biri otomotiv sektörü. Milyonlarca takipçileri var ve soru soran binlerce insan mevcut. Bu yüzden bu sektörün sosyal medya hesaplarını derinlemesine inceledim. BMW, Mercedes, Honda ve Audi gibi markaların hesaplarına baktığımda birçok eksik gördüm. Bu eksiklileri sizlerle de paylaşmak istiyorum.

1- Lütfen eşsiz sürüş keyfi ve benzeri metin gruplarını artık kullanmayın. Özellikle eşsiz kelimesini her kelimenin başında kullanınca gerçekten fenalık geliyor. ” Eşsiz tasarım, eşsiz sürüş, eşsiz deneyim, eşsiz özellikler ” vb… Tamam hepiniz ayrı ayrı eşsizsiniz kabul ediyoruz.

2- İnsanların sordukları soruları lütfen siteye yönlendirmeyin. Soru soranları lütfen ciddiye alın. Yani bu insanlar bilmiyor mu sitenize girip aradıkları sorulara cevap bulmayı? Belli ki orada anlık bir şey duymak istiyor sizden. Çok takipçimiz var herkese nasıl yetişelim diyebilirsiniz. Ama o otomatik cevabı yazana kadar, sorulan soruların genelde aynı yönde olduğunu algılayıp, bu çerçevede elinizdeki verileri kullanıp, o sorular içinde şablon cevaplar hazırlayabilirsiniz. Zor olmasın diye şablon dedim aslında. Yoksa samimi bir dil kullansanız tabi ki daha iyi. Aman samimi bir şey yazmayayım sohbet uzar diye korkularınız olmasın. Biliyorsunuz ki sadık müşteriler ve fanlar böyle yaratılıyor.

3-  İnsanlara sorular sorun diye bir kalıp mevcuttur ya sosyal medyada, hatta bunu söylemeye utanırız bile artık… Ama maalesef bu soruların en çok sorulması gereken sektörlerden biri olan otomotiv sektöründe, takipçilere yöneltilen sorularla çok nadir karşılaştım Bu yüzde otomotiv sektöründeki markalar, umarım dijital bir ajansla çalışmıyordur. Çünkü zaten hali hazırda şirketlerden gelen fotoğrafları, klasik metinlerle harmanlamak ve sosyal medyada paylaşmak 1 insanın 5 dakikasını almaz. Bu durumda da şirket içinden biri de günde 5 dakikasını ayırarak bu paylaşımı yapabilir.

4- Biraz daha bizden biri gibi davranın. Sürekli profesyonel çekilmiş fotoğraflarınızı değil de, takipçilerinizden gelenleri de paylaşın mesela. İnsanları markanızla bütünleştirin. Hatta bu konuda teşvik edin. Markanızı insanileştirin ve lütfen 2 yönlü iletişim kurmaya çalışın. Ne kadar kişiyle etkileşime geçerseniz o kadar kardır.

5- İnteraktif kampanyalara gelecek olursak. Ben öyle bir şey görmedim, duymadım da. Hiç gelmesek mi acaba? Bence gelmeyelim. (Siz sadece Mercedes ve Mini Cooper’ın yurt dışı kampanyalarına bir göz atın.)

Aklıma gelmişken evet Facebook üzerinde her markanın bir uygulaması var. Çok takdire şayan. Ama bu Facebook’taki uygulamaları biliyorsunuz, insanı başında ağaç eder. (Markaları incelerken uygulamaların çalışıp çalışmadığını kontrol ettim oradan biliyorum. Hatta bazıları açılmadı bile ama neyse.) Eee internet kullanıcısının da buna sabrı olmadığı için başka şeyler denemelisiniz bence.

6- Hikayenizi anlatacak videolara daha çok yer verin. Sosyal medyayı sadece fotoğrafla geçiştirmeyin. Mini Cooper’ın global Instagram hesabına bakarsanız ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız. Mini’yi çok övmüş gibi oldum bu arada ama cidden işlerini iyi yapıyorlar.

7- Mercedes’in sosyal medyada yaptığı bir kampanyayı incelerken insanların kampanyadan alakasız şekilde, Mercedes çizimleri yapıp yorum bıraktığını gördüm. Bence bu çizimleri kesinlikle sosyal medyada kullanmak lazım. Kullanmayı geçtim insanlara teşekkür etme nezaketi bile gösterilmemiş. Peki neden? Kurumsal kimliğe zarar mı verir bu tarz yaklaşımlar. Hayır. Aksine insanları markanızla daha haşir neşir hale getirir ki amaçta budur zaten. Sosyal medya çok ciddi takılmanız gereken bir yer, devlet dairesi değil. Aksine samimiyetin en çok gösterilmesi gereken yerlerden biri. Sosyal medyada amaç daha fazla insanı aktif hale getirmekse bu samimiyette bir şekilde gösterilmeli.

8- Yarışma demişken yine Mercedes üzerinden gitmek istiyorum. Çünkü diğer markalarda bu tip bir yarışma görmedim. Neden böyle kaliteli bir marka hızlı tüketim sektöründekiler gibi yarışmalar düzenliyor acaba?  Sonuçta hızlı tüketim sektörü zaten hali hazırda sattığı ürünleri promosyon olarak dağıtıyor insanlara. Siz promosyon olarak araba vermediğinize göre, herkes yapıyor biz de yapalım mantığıyla hareket ettiğiniz için bence çok komik gözüküyorsunuz.

Bu arada Volkswagen’in çevreci felsefesi “Think Blue.” için yaptığı kampanyada çok komik geldi gözüme. Bari milyar dolarlık davaların gündemde olduğu, bazı ülkelerin Volkswagen satışını durdurduğu bu günlerde o postları kaldırsalarmış iyiymiş.

Edit: Ben bu ara post paylaşmıyorlardır diye düşünürken, ne post kaldırması? 9 Ekim’de bu kampanyanın kazananını açıklamışlar. Yani 3-4 gün önce. Sanırım ülkemizin çevresinde ozon tabakası gibi bir şey mevcut. Ve olan biten hiçbir şey bizi ilgilendirmiyor. Görmedik, duymadık, bilmiyoruz. Hala çevreci olduklarını iddia edip, üstüne bir de bununla ilgili yarışma düzenlemekte gerçekten takdire şayan. Algı yönetimi mi bu?  Yok öyle bir şey, bunlar hep ABD’nin oyunları çağrısı mı yoksa?

İşte benim bakış açımdan otomotiv sektörünün sosyal medyadaki yeri ve durumu böyle. Sizler neler düşünüyorsunuz?

Kaynak: GIF

2 Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir